Makam
28.09.2007
Ben yol sözcüğünü çok severim. Yol sözcüğü, öyle bir sözcüktür ki üzerine kaldıramayacağı kayalar yükleseniz bile o, kayalarla birlikte başka kayaları da delerek yoluna devam eder. Yol sözcüğü hiçbir sözcükte olmadığı kadar değişik ve derin anlamlar yüklenebilen ender bir kelimedir. İlk, temel ve basit anlamı; aşılmaz dağları aşmaya yarayan, üzerinde hareket edilebilen nispeten bir düzlemdir. Biz insanlar her zaman değişik yollardan geçer dururuz. Yaşam boyunca ayak basmadığımız yol kalmaz neredeyse. İşte bu yolların bizi götürmesini istediğimiz ilk yer kendimize bir makam veya korunaklı bir yerdir. Bu ay okullar açılıyor. Bakalım hangi makamda çalacak ders zilleri. Okula başlayan her çocuk, bir yola girmiş ve önündekileri katar katar izleyerek kendisine bir makam edinme gayreti içine girecek. Bu makam hemen tahmin ettiğinizin aksine önemli bir makam olmayabilir. Burada kendi bölgesinin, kendi yaşamının, kendi işinin makamına oturmak isteğinin dayanılmaz bir cazibesi vardır.
Evde evin en köşesi makam mahiyetinde hiç kuşkusuz babalarımıza aittir. Oraya başkası oturamaz, otursa bile hemen kalkar. Bu anlayışla yetişen nesiller başkasının makamına saygı göstermeyi öğrendiği gibi; kendisinin de bir gün bir makama oturacağını ve bunu sonuna kadar kullanacağını silinemez bir şekilde beyin duvarlarına yazar.
Makamını elde eden her birey, gerek toplumsal yaşamımıza gerekse devlet ve bürokrasi yaşamımıza yeni bir şey ilave eder dememi beklemiyorsunuz umarım. Çünkü değişen bir şey asla söz konusu değildir. Makamı elde edenin ilk yapacağı şey onu sonuna kadar kullanmak olacaktır. Bilindiği gibi dünyada en fazla makam aracı ve dolayısıyla makam şoförü de bizim ülkemizdedir. Çevrenize, iş yaşamınıza, resmi kurum ve kuruluşlara, bankalara, bekçilere ve daha sayamayacağımız en küçüğünden en büyüğüne kadar her türlü makam sahiplerine bakmanız, bu durumu görmeye yeterli olacaktır. Bu kişiler sizi o kadar küçümser, o kadar aşağılar ki bakışları sanki sizi gökyüzünden üzerinize süzülüyor gibidir. Sizin ona ulaşmanız mümkün değildir.
İşte halkın verdiği makamları kendi kişisel hırs ve isteklerinin tatmin aracı olarak gören ve kullanan her kim varsa şimdiden daha yüksek bir makama müracaat etmelerini önermeden geçemeyeceğim. Alimallah emekli olur veya her hangi bir nedenle halkın arasına dönüp; daha önce kendisinin bulunduğu makamla muhatap olduğu zaman kahırdan ölecektir.
Kahır deyince, ülkemizin en yüce ve yüksek makamı olan Cumhurbaşkanlığı makamı seçimlerinden, bazı kesimlerin duyduğu kahır aklıma geldi. Öncelikle bu makama seçilen Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ü kutluyorum. Halkın verdiği makamı halk adına ve halk yararına kullanmasını diliyorum.
İrtibat: 0242 572 77 08
Kategori: Mutlu Özkaya


Hadi Yorum Yazalım