Yeşil Yaşamaktır…
28.09.2007

Mor menekşenin kadife yaprağındaki şebnemin, hafif bir esintiyle titreyişi gibi yüreği titriyordu, bahçesini seyrederken. Nasıl titremesin ki; pembe sardunyaların yumuşak yanağına bir öpücük kondurduğunda ona gülümsüyorlardı. Çiçek biçimli havuzun mavi fayanslarına, fıskiyeden düşen su damlalarının çıkardığı nağmeler uyumlu bir orkestrayı andırıyordu.
Bahçe girişindeki büyük eğme demirin üzerine hasretle sarılan hanımelleri yaydıkları rayiha ile baş döndürüyordu. Kırmızı tuğlalı garajın yanındaki asma çardağındaki salkım salkım üzümler, birer kristal gibi parlıyordu.
Portakal ağaçları, bahçenin güney cephesine yerleştirilmişlerdi. Böylece evine siper oluyordu. Bahar geldiğinde portakal çiçeklerinin kokusu, onu sarhoş ediyordu. Beyaz, mor, sarı zambaklar baharın müjdecisiydi. Bazen haylaz bir kertenkele nar çiçekleri arasından hızla kayar saklambaç oynardı. Kırmızı güller, taş duvarın etrafında mis kokuları ve renkleriyle taş duvarın sertliğini yumuşatır gibiydi. Rengarenk sardunyalar evinin dört bir yanını kuşatıyor ve ona yalnız olmadığını hatırlatıyordu. Sulama havuzundaki kurbağalar da koro halindeki çığlıklarıyla yalnız bırakmazlardı. Ya o tadını hiç bir nesnede bulamayacağınız koca incir ağacının meyveleri, sarı altın topları gibi parlıyor, yiyenlere şifa dağıtıyordu. Büyük bahçeyi çevreleyen uzun sedir ağaçları gökyüzüne doğru uzandıkça mavi ile yeşil kardeş oluyordu.
İrtibat: 0242 572 77 08
Kategori: Hikmet Özkaya


Hadi Yorum Yazalım