Arşiv : Eylül, 2007

Bende Bunları Unutacağım

Bir uçak, Afrika’nın balta girmemiş ormanlarının üzerinden geçerken düşer. Uçak küçük bir nakliye uçağıdır ve sadece Amerikalı pilot kurtulur. Ormanda yaşayan bir zenci kabile bu pilotu bulur. İyileştirir ve pilot gel zaman git zaman bu kabilenin içinde yaşamaya alışır. Derken yıllar geçer ve kabilede çocuklar beyaz ve sarışın doğmaya başlar. Bir, iki… Kabile şefi bakmış ki bu iş böyle olmayacak pilotu karşısına alıp konuşmaya karar verir. Pilotu çağırır ve sorar: Devamını okuyun…»

Yorum Yazın 28.09.2007

Kış Mı Geldi Ne?

Devamını okuyun…»

Yorum Yazın 28.09.2007

ŞİİRLE GAZİPAŞA

Antalya’da faaliyet gösteren Gazipaşalılar Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği, dernek faaliyetlerinin yanı sıra hemşeriler olarak zaman zaman bir araya gelip hasret gideriyorlar. Tanışıp, kaynaşmak amacıyla geceler tertipleyen dernek yönetimi, Gazipaşa sorunlarını da ele alıyorlar. Dernek Başkanı emekli eğitimci Ali İhsan Tunç, Gazipaşa Yaşam’ı ziyaret ederek dernek faaliyetleriyle ilgili bilgiler verdi.
Son olarak gerçekleştirilen Gazipaşalılar gecesinde, şiirle Gazipaşa’yı tanıtan emekli öğretmen Tayyar Ünal’ın şiiri aynen şöyle: Devamını okuyun…»

Yorum Yazın 28.09.2007

Çocuklarda Küfür

Çocuklarda küfür üç temel gruba ayrılır.
-Ya beddua etmek ya da birine zarar verilmesi dileğini yansıtan konuşma biçimi
-Cinsel içerikli küfürler, müstehcen konuşmalar
-Kişiliğe yönelik küfürler. Manyak, salak… Devamını okuyun…»

Yorum Yazın 28.09.2007

Acele Karar Vermeyin!

Bir zamanlar köyün birinde yaşlı bir adam yaşıyormuş.
Çok fakirmiş…
Ama çok güzel beyaz bir atı varmış.
Kral bu ata göz koymuş.
Aracılar göndermiş.
Fakir ihtiyara bir servet önermiş, atı satması için.
“Satmam” demiş ihtiyar köylü, “bu, benim için bir at değil, bir dost.”
Sonra da eklemiş;
“İnsan dostunu satar mı?”
Bir sabah kalkmışlar ki at yok.
İhtiyarın ahırı boş.
Köylüler ihtiyarın başına toplanmışlar.
“Seni ihtiyar bunak” demişler, “kralın bu atı sana bırakmayacağı, adamlarını gönderip atı çaldıracağı belliydi. Neden atı ona satmadın? Zengin bir adam olacaktın…
Şimdiyse ne paran var, ne atın.”
“Karar vermek için acele etmeyin” demiş ihtiyar. “Şimdilik sadece ’at kayıp’ deyin. Çünkü bildiğimiz gerçek bu. Atımın kaybolması bir talihsizlik mi, yoksa bir talih mi, henüz bunu bilmiyoruz. Atın kaybolması bir başlangıç, ardından ne olacağını hiçbirimiz bilmiyoruz.”
Köylüler ihtiyarla alay etmişler.
Gülmüşler onun haline.
İki hafta sonra at bir gece ansızın dönmüş.
Meğer çalınmamış.
Ahırından kaçıp dağlara gitmiş.
Dönerken de dağlarda rastladığı on iki atı peşine takıp getirmiş.
Atları gören köylüler gelip ihtiyardan özür dilemişler.
“Sen haklı çıktın ihtiyar,” demişler. “Atının kaybolması bir talihsizlik değil bir talih oldu senin için. Eskiden bir atın vardı şimdi bir at sürüsüne sahipsin.”
“Karar vermek için gene acele ediyorsunuz” demiş ihtiyar köylü.
“Şimdilik sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Çünkü bildiğimiz o kadar. Bundan sonra ne olacağını hiçbirimiz bilmiyoruz. Bu sadece başlangıç… Bir kitabın ilk sayfasını okur okumaz nasıl sonu hakkında fikir yürütebilirsiniz?”
Köylüler bu kez açıkça alay etmemişler ama içlerinden “bu adam şaşkın” diye geçirmişler.
Bir hafta geçmeden, ihtiyarın tek oğlu vahşi atları terbiye etmeye çalışırken, attan düşüp bacağını kırmış.
Evin geçimini temin eden oğul uzun bir zaman için yatağa mahkum olmuş.
Köylüler gene gelmişler ihtiyara.
“Bu kez de haklı çıktın” demişler, “bu atlar yüzünden tek oğlun bacağını kırdı. Uzun süre yatağa kalkamayacak. Sana bakacak ondan başka kimse de yok. Eskisinden daha da fakir olacaksın.”
“Gene erken karar veriyorsunuz” demiş ihtiyar, “hiç ders almıyorsunuz. Hemen karar vermeyin. Oğlum bacağını kırdı. Bildiğimiz gerçek bu. Ondan ötesini bilmiyoruz. Biz hayatın sadece bir parçasını görebiliyoruz, ondan sonrasını göremiyoruz, onun için çabuk bir hüküm vermeyin.”
Birkaç hafta sonra düşmanlar büyük bir orduyla ihtiyarın ülkesine saldırmışlar.
Kral seferberlik ilan etmiş.
Köye gelen görevliler köyün bütün gençlerini askere almışlar.
Sadece ihtiyarın bacağı kırık oğlunu bırakmışlar sakat olduğu için.
Köyü matem sarmış.
Ordularının yenileceğini ve askere giden bütün çocuklarının öleceğini düşünüyorlarmış.
İhtiyarın evine gelmişler yeniden.
“Gene haklı çıktın” demişler.
“Oğlunun bacağı kırık ama hiç olmazsa evinde, güvende. Oysa bizimkiler belki bir daha hiç geri gelmeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması talihsizlik değil, büyük bir şansmış meğerse.”
İhtiyar başını sallamış.

Yorum Yazın 28.09.2007

Sonraki Yazılar nceki Yazılar


Köşe Yazarları

Günlük Fal

Burcunuzu seçin, falınızı okuyun

Hava Durumu

ANTALYA

Doviz Kurları

REKLAMLAR





















KATEGORİLER

Arşiv

Takvim

Eylül 2007
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ağu   Eki »
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

Önemli Bağlantılar

Gazeteler

Alanya Kamera

İstatistikler

  • 2 Şu anki çevrimiçi kişi sayısı
  • 7 max. çevrimiçi kişi sayısı
  • 58381 Toplam ziyaretçi