HAYIR DEMESİNİ BİLMELİYİZ!
30.10.2007
Referandum türküsü sonunda yönetenlerin istediği gibi sonuçlandı. İlk önce laiklik ilkesini ön plana çıkararak, insanları başörtüsü konusunda gaza getirmeye çalıştılar, büyük tartışmalara neden oldu ve vazgeçtiler. Bu kez Anayasa’mızdaki yıkıcı değişiklikleri örtbas etmek için sadece cumhurbaşkanlığı ile ve milletvekili ile ilgili bölümleri gösterdiler, oy kullanma nedeni olarak. Neden Anayasa’daki değişikleri madde madde yayınlamadılar. Sorgulayan insan sayısı % 31 çıktı. Öncelikle vatandaşlık bilincine ulaşmamız gerek. Oy kullanmayarak protesto yaparsan karşı devrim kazanır. Sonrada neden böyle oldu sorusunu sormaya hakkın kalmaz. Muhalefet muhalefetliğini yapamadığı için sonuç yine EVET çıktı. Deniz Baykal ve Devlet Bahçeli ancak son gün “HAYIR OYU KULLANIN” diyebildiler. Bu çağrıyı da halkımızın biri duyduysa beşi duymadı. Ayrıca Deniz Baykal, para cezasının geçersiz olduğunu söyleyerek halkı oy kullanmaktan vazgeçirdi. “Mutlaka oy kullanmaya gidin ve HAYIR deyin” demeliydi. Hep korkak muhalefetlik yaptılar. Cezasını da Türk milleti olarak biz çekiyoruz. Gelelim PKK konusuna. Sabıkası olan kişiler memurluğa bile alınmazken, ABD’nin emriyle değiştirilen yeni yasayla PKK’ya yardım ve yataklık yapan kişiyi hapishaneden çıkararak milletvekili yaptılar. Başbakan Erdoğan, bundan birkaç yıl önce, “Ben Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanıyım, Diyarbakır’ı başkent yapacağım” dememiş miydi? İşte planlanan BOB projesinin bize dokundurmak istedikleri ucunu dokundurmaya başladılar. Bağımsızlığını ve askerinin kanını başbakanlık uğruna satarsan, sonucuna da boyun eğmek zorunda kalırsın. Amerika’nın şartlarının içinde bir de Irak’a asker çıkarmazsa tekrar başbakan olabilirsin anlaşması da vardı. Bu teskere, seçimden önce çıkarılmalıydı. Orduyla da o nedenle kafa kafaya geldiler. Amerika, “tavşana kaç tazıya tut” diyor. Türkiye’nin Kürt meselesi Barzani ve Talabani’ye kaldı. Erdoğan, ABD’den ve İngiltere’den izin almaya gitti. Ayrıca başbakanın damadı Kuzey Irak’tan inşaat işi aldı. Barzani’ye malikane yapıyor. Askerin kanından para daha mı önemli? Zaman zaman Yaşar Büyükanıt da ABD ve hükümet karşısında yumuşuyor. Ülkemiz bu kör çıkmaza sürüklenirken, ordunun bu kadar sesiz kalmaması lazım. Her şeyin ABD ve AB’nin başının altından çıktığını biliyor. Ordu derhal Avrupa Birliğinden çekiliyoruz demesi lazım. AB’ye girmek bölünüp parçalanmaktan geçiyorsa, askerin kanının dökülmesiyle olacaksa neden hala karşı çıkılmıyor. İçlerine aldıkları hangi ülkeye bu şartları dayattılar. Neyi bekliyoruz? Kısacası çözüm milli bir hükümet kurmak ve Avrupa Birliği paranoyasından derhal vazgeçmektir. Atatürk de Cumhuriyet devrimini kurarken, kendi iradesiyle hareket etmemiş miydi? Ülkemizin içinde ve dışında gelecek olan tehlikelere karşı kendimiz karar verip mücadele etmeliyiz. İşlerimize başkalarını karıştırırsak, sonuç işte böyle askerin kanının dökülmesi ve parçalanmakla olur. Borsanın yükselmesi bile askerinin kanının dökülmesine bağlandı. 2 hafta önce 12 askerimiz şehit oldu. Derhal Dolar, Euro ve borsa tavan yaptı. Şimdi de aynı şeyler oluyor. Aklımızı başımıza almamızın zamanı geldi de geçiyor. Halk ve ordu olarak bu yönetimden ve dış güçlerden kurtulmamız gerek. Biz Türk halkı olarak kolay kurmadık bu Cumhuriyeti. Ve hiç bir zamanda kimsenin yok etmesine izin vermeyeceğiz.
İrtibat: 0242 572 77 08
Kategori: Hatice Güzel


Hadi Yorum Yazalım